Stay Signed In
Do you want to access your site more quickly on this computer? Check this box, and your username and password will be remembered for two weeks. Click logout to turn this off.
Stay Safe
Do not check this box if you are using a public computer. You don't want anyone seeing your personal info or messing with your site.
Bir gün dünya hayatında hep kötülük yapan bir adamı cehennem kapısında bir melek karşıladı.
Melek, adama şöyle seslendi:
"Hayatta tek bir gün bile birisine iyilik yaptıysan, buraya girmeyeceksin."
Günahkâr adam uzun süre düşündükten sonra, bir keresinde ormanda gördüğü örümceği hatırladı.
Balta girmemiş ormanda yürürken önüne bir örümcek ağı çıkmıştı. Adam ağı bozmamak ve örümceği ezmemek için o gün yolunu değiştirmişti. Heyecan içinde o günü meleğe anlattı.
Melek adama gülümsedi ve ardından elini şıklattı. Gökten bir örümcek ağı inmişti. Adam, bu ağa tutunarak cennete girebilicekti.
Adam neşe içinde ağa tırmanırken, cehennemden bazılarıda bu ağa tutunarak cennete gitmeye çalıştılar.
Ama adam ağın o kadar çok insanı taşıyamayacağından korkarat onları itmeye başladı. Tam o sırada ağ gerçekten koptu ve düğerleri ile birlikte adam da cehenneme düştü.
"Yazık," dedi melek, "Bencilliğin, hayatında işlediğin tek iyiliği de kötülüğe döndürdü. O insanlara şevkat gösterebilseydin, ağın herkezi taşıyabileceğini görecektin.
- randome dissolve>
Gerçek Sevgi Hikayesi
“Bebeğimi görebilir miyim” dedi yeni anne. Kucağına yumuşak bir bohça verildi ve mutlu anne, bebeğinin minik yüzünü görmek için kundağı açtı ve şaşkınlıktan adeta nutku tutuldu! Anne ve bebeğini seyreden doktor hızla arkasını döndü ve camdan bakmaya başladı. Bebeğin kulakları yoktu... Muayenelerde, bebeğin duyma yetisinin etkilenmediği, sadece görünüşü bozan bir kulak yoksunluğu olduğu anlaşıldı.
Aradan yıllar geçti, çocuk büyüdü ve okula başladı. Bir gün okul dönüşü eve koşarak geldi ve kendisini annesinin kollarına attı. Hıçkırıyordu. Bu onun yaşadığı ilk büyük hayal kırıklığıydı; ağlayarak
“Büyük bir çocuk bana ucube dedi.”
Küçük çocuk bu kadersizliğiyle büyüdü. Arkadaşları tarafından seviliyordu ve oldukça da başarılı bir öğrenciydi. Sınıf başkanı bile olabilirdi; eğer insanların arasına karışmış olsaydı. Annesi, her zaman ona “Genç insanların arasına karışmalısın” diyordu, ancak aynı zamana yüreğinde derin bir acıma ve şefkat hissediyordu.
Delikanlının babası, aile doktoruyla oğlunun sorunu ile ilgili görüştü;
“Hiçbir şey yapılamaz mı?”
diye sordu. Doktor
“Eğer bir çift kulak bulunabilirse, organ nakli yapılabilir”
dedi. Böylece genç bir adam için kulaklarını feda edecek birisi aranmaya başlandı. İki yıl geçti. Bir gün babası
“Hastaneye gidiyorsun oğlum, annen ve ben, sana kulaklarını verecek birini bulduk ancak unutma bu bir sır”
dedi. Operasyon çok başarılı geçti ve adeta yeni bir insan yaratıldı.
Yeni görünümüyle psikolojisi de düzelen genç, okulda ve sosyal hayatında büyük başarılar elde etti. Daha sonra evlendi ve diplomat oldu.
Yıllar geçmişti, bir gün babasına gidip sordu:
“Bilmek zorundayım, bana bu kadar iyilik yapan kişi kim? Ben o insan için hiçbir şey yapamadım”
“Bir şey yapabileceğini sanmıyorum” dedi babası, “fakat anlaşma kesin, şu anda öğrenemezsin, henüz değil..” Bu derin sır yıllar boyunca gizlendi.
Ancak bir gün açığa çıkma zamanı geldi. Hayatının en karanlık günlerinden birinde, annesinin cenazesi başında babasıyla birlikte bekliyordu. Babası yavaşça annesinin başına elini uzattı; kızıl kahverengi saçlarını eliyle geriye doğru itti; annesinin kulakları yoktu.
“Annen hiçbir zaman saçını kestirmek zorunda kalmadığı için çok mutlu oldu” diye fısıldadı babası”. Ve hiç kimse, annenin daha az güzel olduğunu düşünmedi değil mi? Gerçek güzellik fiziksel görünüşe bağlı değildir, ancak kalptedir! Gerçek mutluluk gördüğün şeyde değil, asıl görünmeyen yerdedir. Gerçek sevgi, yapıldığı bilinen şeyde değil, yapıldığı halde bilinmeyen şeydedir!”
BABAM SEYREDİYOR
Ortaokulda okuyan ve kısa bir süre önce annesini kaybeden
genç,babasıyla
birlikte yaşıyordu.
Babasıyla aralarında çok güzel bir dostluk vardı.Genç
okulun futbol takımındaydı.Takımdaydı ama, ufak-tefek yapısı ve
tecrübesizliği sebebiyle hoca ona bir türlü maçlarda görev
vermiyordu.
Bu yüzden her zaman yedek kulübesinde otururdu.
Buna rağmen babası hiçbir maçını kaybetmez ve her zaman ayağa
kalkar
tezahürat yapardı.
Liseye başladığında yine sınıfın en sıska öğrencisiydi.Fakat babası
onu hep
futbol oynamaya
teşvik etti;bununla birlikte,eğer istemezse oynamayabileceğini de
belirtti.Delikanlı futbolu
seviyordu ve takımda kalmaya karar verdi.Her idmanda elinden geleni
apıyor
takımın as
oyuncusu olmaya gayret ediyordu.Ama sürekli yedek kulübesinde
oturmaktan
kurtulamadı.
İnançlı babası tribünde her zaman ki yerini alıp oğlunu
desteklemek için tezahürat yapmaya devam ediyordu.
Genç üniversiteye başladığında futbol onun için önemini kaybetmeye
yüz
tuttu,ama yine de
elinden geleni yaptı.Herkes onun okul takımına giremeyeceğinden
emin olsa da
o bunu başardı.
Takımın antrenörü onu listeye dahil ettiğini,Çünkü her idmana
yüreğini
koyduğunu ve takımın
diğer üyelerini de şevke getirdiğini itiraf etti.
Takıma girebildiği onu o kadar
heyecanlandırdı ve sevindirdi ki ,soluğu en yakın telefon
kulübesinde aldı
ve babasına müjdeyi
verdi.Onun bu başarısına sevinen baba mutluluğunu paylaştı ve
kendine
maçların sezonluk
biletlerini göndermesini istedi.
Üniversitede dört yıl boyunca hiçbir idmanı kaçırmayan genç,ne
yazık ki
hiçbir maçta oynayamadı.
Futbol sezonunun sonlarına doğru,büyük bir eleme maçının idmanı
için sahaya
çıkmaya hazırlanan
gencin yanına, elinde telgrafla antrenörü geldi.Delikanlı telgrafı
okuyunca
ölüm sessizliğine
büründü.Güçlükle yutkunarak hocasına şunları söyledi
"Bu sabah babam ölmüş izninizle bu gün idmana gelmesem?"
Hocası onun şefkatle boynuna sarıldı ve"bu
hafta dinlen evlat" dedi.Ve cumartesi günkü maçada gelmeyi aklından
geçirme."
Cumartesi geldi çattı,ama okul takımının durumu hiçde iyi
değildi.Maçın
sonlarına doğru sessizce bir
kişi soyunma odasına girdi,formasını ve futbol ayakkabısını giyip
sahanın
kenarına çıktı.
Babası ölen ufaklıktı bu!
Antrenör ve oyuncular bu azimli arkadaşlarını bu kadar kısa sürede
tekrar
aralarında görmekten son
derece şaşkındılar..
Hocasının yanına giden genç "Lütfen izin verin oynayayım" dedi.
"Bu gün oynamak zorundayım."
Hocası önce onu duymamış gibi davrandı.Böylesine zor bir eleme
maçında takımının en kötü oyuncusunu sahaya çıkarmasına imkan
olmadığını
düşünüyordu.Ama genç o
kadar ısrar etti ki,sonunda ona acıyan hocası razı oldu:"Peki,oyuna
girebilirsin."
Gencin oyuna girmesinin üstünden çok geçmemişti ki,hem hoca,hem
oyuncular
hem de arkadaşları
gördüklerine inanamadılar.Daha önce hiç oynamamış bu meçhul
ufaklığın her
Hareketi harika,attığı
HER pas isabetliydi.Karşı takımın oyuncuları onu
durduramıyordu.Koşuyor pas
veriyor, savunmaya
geçiyor ve maçın yıldızı gibi parlıyordu.Sonunda gencin takımı
Aradaki farkı
kapattı,nihayet atılan
gollerle de beraberliği yakaladı.Ve son saniyelerde
ufaklık topu tek başına sürükleyip herkesi geçti ve galibiyet
golünü
attı.Maç bitmişti,okulun taraftarları sevinç çığlıkları
atıyor,arkadaşları
ufaklığı omuzlarında taşıyordu.
seyirciler stadyumu terk ettikten,oyuncular duşlarını alıp soyunma
odasına
boşalttıktan sonra,takımın
hocası ufaklığı bir köşede tek başına sessizce oturduğunu fark
etdi.Yanına
gidip "Evlat,inanmıyorum.
Bu gün bir harikaydın" dedi."sana ne oldu bunu nasıl yaptın anlat
bana
"dedi.
Hocasına bakan genç gözleri dolu dolu şunları anlattı:
"Babamın öldüğünü biliyorsunuz.
Peki onun gözlerinin görmediğini de biliyor muydunuz?"
Delikanlı güçlükle yutkundu,Gülümsemeye çalıştı.
"Babam bütün maçlara geldi.Çünkü görmediği halde beni desteklemek
istiyordu.
Ve ilk defa
bu gün beni görebilirdi.
Ben bu fırsatı kullanmak ve oynayabildiğimi ona
göstermek istedim!!!!!
BEBEK
Genç kadın, bebeğin güzelliği karşısında
büyülenmiş gibiydi. Kıvırcık sarı saçları, iri mavi gözleri,
kalkık bir burun ve küçük kırmızı dudaklarıyla
bir kartpostalı andıran bebek, kadının şimdiye kadar
gördüğü en cana yakın kız çocuğuydu.
Onun ipek yanaklarını daya doya öpmek ve
cennet kokusunu içine çekmek için eğildiğinde :
"Dokunma bana ..." diye bir ses duydu.
"Beni okşamaya hakkın yok senin..."
Kadın korkuyla irkilip etrafına bakındı.
Bebekle kendisinden başka içerde kimse yoktu.
Aynı sesi tekrar duyduğunda bebeğe döndü.
Aman Allahım!.. Yeni doğmuş gibi görünmesine rağmen
konuşan oydu. "Bana yaklaşmanı istemiyorum"
diye devam etti. "Hemen uzaklaş benden..."
Kadın, biraz olsun kendini toplayarak :
"Çocuklarımız hep erkek oluyor" dedi.
"Onlar da güzel ama kız çocukları başka.
Bu yüzden seni öpmek istedim."
"Beni öpemezsin" diye ağlamaya başladı bebek.
"Benim de seni öpemeyeceğim gibi..."
"Neden ?" diye sordu kadın."Neden öpemezsin ki ?"
Bebek, hıçkırıklara boğulurken :
"Bunun sebebini bilmen gerekir" dedi.
"Düşünürsen mutlaka bulacaksın..." Kadın, neler olup
bittiğini hatırlamak üzereyken kendine geldi.
Özel bir hastanenin en lüks odasında yatıyor
ve narkozun tesirinden midesi bulanıyordu.
Aile dostları olan tanınmış doktor,
odayı dolduran çiçeklerden bir tanesini
vazodan çıkartıp kadına uzatırken :
"Geçmiş olsun hanımefendi" dedi.
"Başarılı bir kürtajdı doğrusu.
Ha..! Sahi, "kız"mış aldırdığınız bebek
tuzlu kahve
KIZA BİR PARTİDE RASTLAMIŞTI.HARİKA BİRŞEYDİ..O GÜN PEŞİNDE O KADAR
DELİKANLI VARDI Kİ..PARTİNİN SONUNDA KIZI KAHVE İÇMEYE DAVET ETTİ. > KIZ
PARTİ BOYU DİKKATİNİ ÇEKMEYEN OĞLANIN DAVETİNE ŞAŞIRDI,AMA TAM BİR KİBARLIK
GÖSTERİSİ YAPARAK KABUL ETTİ. > HEMEN KÖŞEDEKİ ŞİRİN CAFEYE
OTURDULAR.DELİKANLI ÖYLE HEYECANLIYDI Kİ,KALBİNİN ÇARPMASINDAN
KONUŞAMIYORDU.ONUN BU HALİ KIZINDA > HUZURUNU KAÇIRDI.BEN ARTIK GİDEYİM
DEMEYE HAZIRLANIRKEN,DELİKANLI BİRDEN GARSONU ÇAĞIRDI... > > "BANA BİRAZ
TUZ GETİRİRMİSİNİZ" DEDİ KAHVEME KOYMAK İÇİN.. > YAN MASALARDAN BİLE ŞAŞKIN
YÜZLER DELİKANLIYA BAKTI. > KAHVEYE TUZ !! > > DELİKANKLI KIPKIRMIZI
OLDU UTANÇTAN,AMA TUZU KAHVESİNE DÖKTÜ VE İÇMEYE BAŞLADI.KIZ,MERAKLA "GARİP BİR
AĞIZ TADINIZ VAR" DEDİ. > > DELİKANLI ANLATTI: > > ÇOCUKKEN DENİZ
KENARINDA YAŞARDIK.HEP DENİZ KENARINDA VE DENİZDE OYNARDIM.DENİZİN TUZLU SUYUNUN
TADI AĞZIMDAN HİÇ EKSİLMEDİ.BU TATLA BÜYÜDÜM BEN.BU TADI ÇOK SEVDİM.KAHVEME TUZ
KOYMAM BUNDAN.NE ZAMAN O TUZLU TADI DİLİMDE HİSSETSEM;ÇOCUKLUĞUMU,DENİZ >
KENARINDAKİ EVİMİZİ VE MUTLU AİLEMİ HATIRLIYORUM.ANNEMLE BABAM HALA O DENİZ
KENARINDA OTURUYORLAR.ONLARI VE EVİMİ ÖYLE ÖZLÜYORUM Kİ > > BUNLARI
SÖYLERKEN GÖzLERİ NEMLENMİŞTİ DELİKANLININ.KIZ DİNLEDİKLERİNDEN ÇOK
DUYGULANMIŞTI.İÇİNİ BU KADAR SAMİMİ DÖKEN,EVİNİ,AİLESİNİ BU > KADAR ÖZLEYEN
BİR ADAM, EVİ,AİLEYİ SEVEN BİRİ OLMALIYDI.EVİNİ DÜŞÜNEN,EVİNİ ARAYAN,EVİNİ
SAKINAN BİRİ.EV DUYUSU OLAN BİRİ... > > KIZDA KONUŞMAYA BAŞLADI.ONUN DA
EVİ UZAKLARDAYDI.ÇOCUKLUĞU GİBİ.O DA AİLESİNİ ANLATTI. ÇOK ŞİRİN BİR SOHBET
OLMUŞTU. TATLI VE SICAK. > VEDE BU SOHBET ÖYKÜMÜZÜN HARİKULADE GÜZEL
BAŞLANGICI OLMUŞTU TABİİ.BULUŞMAYA DEVAM ETTİLER VE HER GÜZEL ÖYKÜDE OLDUĞU
GİBİ, > PRENSES, PRENSLE EVLENDİ.VE DE SONUNA KADAR ÇOK MUTLU
YAŞADILAR.PRENSES NE ZAMAN KAHVE YAPSA PRENSİNE İÇİNE BİR KAŞIK TUZ KOYDU, >
HAYAT BOYU..ONUN BÖYLE SEVDİĞİNİ BİLİYORDU ÇÜNKÜ. 40 YIL SONRA,ADAM DÜNYAYA VEDA
ETTİ. > > "ÖLÜMÜMDEN SONRA AÇ"DİYE BİR MEKTUP BIRAKMIŞTI SEVGİLİ
KARISINA.ŞÖYLE DİYORDU SATIRLARINDA........ > > "SEVGİLİM BİR TANEM"..
> LÜTFEN BENİ AFFET.BÜTÜN HAYATIMIZI BİR YALAN ÜZERİNE KURDUĞUM İÇİN BENİ
AFFET..SANA HAYATIMDA BİR TEK YALAN SÖYLEDİM.TUZLU KAHVEDEN.. > İLK
BULUŞTUĞUMUZ GÜNÜ HATIRLIYORMUSUN?ÖYLE HEYECANLI VE GERGİNDİM Kİ,ŞEKER
DİYECEKKEN TUZ ÇIKTI AĞZIMDAN.SEN VE HERKES BANA BAKARKEN,DEĞİŞTİRMEYE O KADAR
UTANDIM Kİ,YALANLA DEVAM ETTİM.BU YALANIN BİZİM İLŞKİMİZİN TEMELİ OLACAĞI HİÇ
AKLIMA GELMEMİŞTİ. > SANA GERÇEĞİ ANLATMAYI DEFALARCA DÜŞÜNDÜM.AMA HER
DEFASINDA KORKUDAN VAZGEÇTİM.. > > ŞİMDİ ÖLÜYORUM VE ARTIK KORKMAM İÇİN
HİÇ BİR SEBEP YOK.İŞTE GERÇEK..BEN TUZLU KAHVE SEVMEM.O GARİP VE REZİL BİR TAT.
AMA SENİ TANIDIĞIM ANDAN İTİBAREN BU REZİL KAHVEYİ İÇTİM.HEMDE ZERRE PİŞMANLIK
DUYMADAN.SENİNLE OLMAK HAYATIMIN EN BÜYÜK MUTLULUĞU İDİ.VE BEN > MUTLULUĞU
TUZLU KAHVEYE BORÇLUYUM.DÜNYAYA BİR DAHA GELSEM,HER ŞEYİ YENİDEN YAŞAMAK,SENİ
YENİDEN TANIMAK VE BÜTÜN HAYATIMI YENİDEN SENİNLE GEÇİRMEK İSTERİM.İKİNCİ BİR
HAYAT BOYU DAHA TUZLU KAHVE İÇMEK ZORUNDA KALSAMDA. YAŞLI KADININ GÖZYAŞLARI
MEKTUBU > SIRILSIKLAM ISLATTI. LAFI AÇILDIĞINDA BİRGÜN BİRİ,KADINA"TUZLU
KAHVE NASIL BİR ŞEY" DİYE SORACAK OLDU. GÖZLERİ NEMLENDİ KADININ.... > >
"ÇOK TATLI " DEDİ......
KORKUNÇ YAŞANMIŞ HİKAYELER
Tepedeki Ev
Yillardan 1994'dü.Ben annem ve abim Tunceli'deki köyümüze gitmistik.O zamanlar 12 yasinda falandim.Oraya gittik ve amcamlarin evine yerlestik.Benim orada tanidigim hiç kimse olmadigi için ben amcaogluyla(Yusuf)la oynuyordum.O bana biraz macera yasamak istediginden falan bahsederdi hep ve bir gece onla uyumadik ve biraz macera yasabilmek için neler yapabilecegimizi düsündük ve en sonunda köyü çevreleyen daglardan birindeki bir eve gitmeyi önerdi Yusuf fakat bunun çok tehlikeli olabilecegini köyün ileri gelenlerinin sik sik onlari oraya çikmamalari konusunda uyardigini söyledi.Bizde bunu büyük bir gizlilikle yapacaktik.Yusuf'un en yakin arkadasi Ismete anlattik düsündügümüzü ilk basta biraz tirsti fakat daha sonra oda bunu kabul etti.Ertesi gün çantalarimizi,yiyeceklerimizi hazirladik ve erkenden yola çiktik.O gün hava biraz pusluydu ve içimden bir ses bunun tehlikeli olabilecegini söylüyordu.Fakat bunu onlara söylemedim ve yolumuza devam ettik ve yolda giderken etrafta bol bol koyu,inek,keçi,tavuk gibi hayvanlarin kemikleriyle karsilasiyorduk ben biraz daha korkmustum ve nerdeyse aglamak üzereydim.en sonunda oradaki eve vardik ve içeri girdik içerde anlamadigimiz diller yazilar falan vardi ve penceresi oldugu halde içerisi karanlikti içeride anlayamadigimiz çok degisik cisimler vardi etrafta taslarin içerisinde sular falan vardi.Ve döner biçagi gibi kocaman ama paslanacak kadar eski birkaç biçak vardi birden Ismet degisiverdi sanki biz kormaya baslamisken o gülüyordu.Kendi kendine oynasirken taslardaki suyu üstüne döktü ve bir biçagi eline alip oynamaya basladi bir anda biçakla oynarken biçakla parmagini kesti ben çok korkmustum aglamaya basladim çünkü bir anda Yusuf da degismis sanki çildirmis gibi oldu bu arada Ismetin parmagi çok feçi bir sekilde kaniyordu.Daha sonra kostum kostum sanki bir sey beni kovaliyor gibiydi ve annemin dürtmesiyle uyandim bana gece boyunca döndügümü,agladigimi tepindigimi söyledi.Kahvaltida Yusufla konusmaya basladim rüya mi anlattim ve belki inanmayacaksiniz ama bana tepedeki evi nerden bildigimi sordu.Daha sonra disari çiktik ve Ismeti gördük parmagi sariliydi...